Tebrikler, mezunsun! Peki, şimdi ne olacak?

1 - Graduation-me
Özyeğin Üniversitesi 2018 Mezuniyet Törenindeyken ben

Üniversitenin son dönemindesin ve tüm dersleri tamamladın. Son finallerini de başarıyla bitirdin. Zorunlu stajlar, bitirme projesi, bitirme tezi ve bitirme sunumu da geride kaldı. Okulu bitirmek için mi yoksa seni bitirmek için mi tüm bunlar diye düşündün durdun. Komitelerden, kurullardan ve jürilerden de alnının akıyla çıktın. Sabaha kadar çalışarak uykusuz geçirdiğin geceler sonucunda hayatından eksilecek saniyelerin çoğu zaman farkında değildin ama başka bir seçeneğin de zaten yoktu. Neyseki bütün kredilerini tamamladın. Şaka maka sen de mezun oluyorsun. Gökyüzüne bir kep de sen fırlatacaksın artık. Ne de olsa haklı olarak hak ettin bu gururu yaşamayı.

Mezuniyet günü geldi çattı. Belki büyük bir üniversitenin kampüsündeki stadyumda gerçekleşen müstesna bir törende, belki kalabalık bir fakültenin dar ve basık tavanlı amfisinde seri şekilde gerçekleşen sade bir törende ismin okundu. Belki de bu tarz bir törene bile katılamadın. Mezun olmuşsun zaten, ne fark ederdi katılsaydın sanki? Belki ailenin ve arkadaşlarının gurur dolu o bakışları seni sahnede gözlerken, belki sevdiğin insan sana uzaktan sevgiyle bakarken ya da kimse varlığından bile haberdar değilken diplomayı eline aldın. Tebrikler, artık sen de bir mezunsun! Peki, şimdi ne olacak? Ne olacağına geçmeden önce gelin bir soluklanalım ve neler olmuş ona bakalım.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK)’nun açıkladığı resmi istatistiklere göre Türkiye’de geçtiğimiz sene benim de içinde bulunduğum 454.995 lisans öğrencisi, toplamda ise 845.859 yükseköğrenim öğrencisi mezun oldu. Bu sene de %10 düzeyinde bir artışla yaklaşık 500 bine yakın lisans öğrencisinin, toplamda ise bir milyona yakın yükseköğrenim öğrencisinin mezun olacağını varsayabiliriz. Aşağıdaki tablodan detaylı olarak görebilirsiniz.

 

2 - Mezun Sayısı
YÖK

Başka bir taraftan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun Şubat 2019 dönemine ilişkin yayınladığı rapora göre ise Türkiye’deki toplam işsizlik oranı %14.7’ye, 15-24 yaş arası gençleri kapsayan genç işsizlik oranını da %26.1’e dayanmış. Yani artık her dört gençten biri işsiz durumda. Bitmedi, bundan daha feci olanı, ne eğitim alan ne de istihdamda bulunan gençlerin oranı %24.8 olarak karşımıza çıkıyor. Yani gençlerin çeyreği evde oturuyor veya kahvede okey oynuyor.

3 - Tüik İşsizlik ve İstihdam

4 - İşsizlik
TÜİK

Rakamların gözünüzü korkuttuğunun farkındayım. Zaten bunları felaket tellalı gibi paylaşmamın sebebi de bu tablolardan korkmamız ve bu gidişata dair önlem almamız gerektiğine olan inancımdan kaynaklanıyor. Her ne kadar istatistiksel ifadelerin doğruluğunu sorgulasanız da çevrenizde olup bitenleri incelemeniz bile bu durumun vahametini gözlemlemeniz için pekâlâ yetiyor. Ne yazık ki ülkenin daha önemli sosyoekonomik meseleleri varken gündemimizde hala İstanbul seçimleri yer almaya devam ediyor.

Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz. – Süleyman Demirel

Ne yazık ki uzun süredir bu topraklarının birbirinden farklı ama aynı vurdumduymazlıktaki siyasileri tarafından gençlerin geleceği, hedefleri, hayalleri, düşünceleri kısaca hayatları hiçe sayılmaya devam ediliyor ya da önemsenmiyor. Ama aynı siyasiler bu duruma gayet tezat bir şekilde genç nüfusumuzun sayısal gücünü öve öve anlatarak kitlelerin gözünü boyamayı da ihmal etmiyorlar. Neyseki bu noktada gerçeği önümüze getiren bir bilim var: İstatistik.

İstatistik, subjektif söylemler ve saptırmalarla göz boyayıp gerçeği bulandırmanın aksine gerçeğe en yakın modeli, topladığı veriler doğrultusunda analiz edip oluşturarak; ilgili durumu idrak edebilmemizi ve geleceğe ilişkin öngörülerde bulunmamızı sağlayan en objektif bilim disiplinlerinin başında geliyor. Yani istatistik yalan söyleme sanatı değil, veriyi anlamlandırma ve doğru metodolojiyi kullanabilme sanatıdır.

Peki biz gençler gözümüzün önüne gelen bu ciddi istatistiksel sonuçlarla nasıl başa çıkacağız? Nasıl iş bulacağız? Nasıl kariyerimizi planlayacağız? İşimizde mutlu olacak mıyız? Maaşımız yeterli olacak mı? Yurt dışında bir fırsat mı kovalasak? Acaba yüksek lisans mı yapmalıyız? Ne yapıp da hayatlarımıza yön vereceğiz? Başkalarının şu ana kadar bize direttiği hedeflerden sıyrılıp kendimize öz gerçek hedefleri nasıl bulacağız? Ya da bir hedefimizin olması gerçekten gerekli mi? Peki, yaşam amacımız ne?

Sanıyorum bu ve buna benzer sorular hepimizin kafasını bir dönem kurcalamıştır ve hala kurcalamaya devam ediyordur. Benim şahsen zaman zaman aklıma gelen ve üzerine düşündüğüm en temel sorular bunlar. Kulağa biraz depresif geliyor olabilir ama yaşamımızı sorgulayarak geçirmek ona yön vermemizi daha kolaylaştırıyor bence. Tabii ki anı yaşamayı unutmadan sorgulamak kastettiğim.

Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez. –Sokrates

Mezuniyet çok heyecanlı ve bir o kadar da gergin zamanların geçtiği bir dönem. Size verilen bir görevin daha üstünü çizip yapılacaklar listesinden bir madde daha eksiltiyorsunuz. Büyük bir haz vermiyor mu size de? Tam bir sene önce ben de bu düşünceyle mezun olduğumda başta kendime ve aileme, sonra topluma ve ülkeme karşı büyük bir sorumluluğu yerine getirdiğimin bilincindeydim. Mezun olmamın ardından geçen bir senenin sonunda şu an mezun olmuş veya yakın zamanda mezun olacak arkadaşlarım için belki haddimi aşarak naçizane ama samimi birkaç kelam etmek istiyorum. Söyleyeceklerim tamamen şahsi görüşlerim olup kimseyi suçlayan bir tavırda olmadığımı önden belirtmek isterim.

***

Üniversite okumanın cazibesi günden güne azalıyor. Çünkü özellikle iş dünyasının beklediği talebin çok üstünde bir yeni mezun arzı var. Akademide de durum çok farklı değil.  Bu sebeple başvurduğumuz o ilanlar için birçok işe alım aşamasından geçiriliyoruz ve işe alınsak bile maaşımız bizi tatmin etmeyebiliyor. Bu yüzden üniversiteyi hayatımızın olmazsa olmazı olarak değil, izleyeceğimiz alternatif yollardan biri olarak görmememiz gerekiyor. Üniversitenin bizi (tıp, hukuk gibi alanlar dışında) meslek sahibi yapacağı yargısını kafamızdan çıkarıp üniversiteyi hayata hazırlayan bir kurum olarak görmemiz gerekiyor. Silikon Vadisi’nde gördüğümüz ve duyduğumuz birçok fenomen şirket kurucusunun üniversiteyi bırakıp hayallerinin peşinden gittiğini siz de biliyorsunuz. İster akademik kariyer yapmayı hedefleyelim istersek iş dünyasında ilerlemeyi; üniversiteden iyi bir not ortalamasıyla mezun olmanın ötesinde kendimizi sosyal ve teknik yetkinliklerle donatarak mezun olmamız ve hayata hazırlanmamız artık çok daha kritik bir öneme sahip.

Buraya bir parantez açmak istiyorum. Akademik camianın da katılacağı gibi dünyadaki üniversite sistemi gittikçe araştırma ve eğitim vizyonundan uzaklaşarak ticarileşen bir yapıya bürünüyor. Hedefi sadece kar maksimizasyonu olan ve fütursuzca çoğalan üniversiteler ile büyük bir eğitim ekonomisi oluşturuluyor. Bunun doğal sonucu olarak bir üniversite balonunun oluşması tetikleniyor. Hikaye size de tanıdık gelmiyor mu? Sadece Birleşik Devletler’de 2016 yılından beri elliden fazla özel kolej kapanmış. Önümüzdeki on yıl boyunca da yarısının kapanması veya birleşmesi bekleniyor. Türkiye’de güçlü sermayeden yoksun ve krediyle döndürülen üniversiteler için de aynı durumun yaşanması çok şaşırtıcı olmaz. Hele ki, 2008 yılında ABD’de yaşanan mortgage krizinden tam on sene sonra 2018’de bir örneğinin Türkiye’de gerçekleşiyor olmasını göz önünde bulundurursak. Bu yüzden olur da mezun olduğunuz üniversitenin birkaç sene sonra kapatıldığını görürseniz üzülmeyin. Diplomanız uzun süredir bir anlam ifade etmiyordu zaten. Ayrıca diploma sahibi olmak bir adımdır ama her şey demek değildir. Sizi diplomanızda yazan okula göre yargılayan kişi ve kurumlar olursa da yaptığınız işleri ve kattığınız değerleri göstermeniz yeterli. Yine anlamıyorlarsa boş verin, zaten doğru yerde değilsinizdir.

Tüm bu yazdıklarımdan sonra acaba üniversite balonu ne zaman patlayacak? Üniversitelerin ders ve diploma vermek için değil araştırma yapmak için varolması gerektiği ne zaman anlaşılacak? Neden bunca çevrimiçi ders platformu ve kişiselleştirilmiş eğitim teknolojileri varken, istediğimiz saatte istediğimiz kadar çalışıp öğrenme olanağı varken o amfilere tıkışmamız gerekiyor? Bu sorular da günün birinde cevap elbet cevap bulacaktır.

5 - crowd
Photo by Good Free Photos on Unsplash

Buna ek olarak, üniversite eğitimimiz bitmiş olabilir ama öğrenim hayatımız devam ediyor. Teknoloji ve bilimin her geçen gün daha akıl almaz bir hızla geliştiği bu dönemde üniversite sıralarında öğrendiğimiz çoğu bilgi çok yüksek ihtimal yakın gelecekte eskiyecek ya da değersizleşecek. Bu sebeple hayat boyu öğrenim ilkesini benimsememiz yani yenilikleri devamlı takip ederek, yeni bilgi kaynaklarını keşfederek, bol bol okuyarak ve araştırma yaparak kendimizi beslememiz ve bunun da ötesinde öğrendiklerimizi etrafımızla da paylaşarak hayatımıza uygulamamız gerek. Öğrenmek daimi bir yolculuk ve bunu ilke haline getirmemiz önemli. Hele elimizde internet gibi mükemmel bir kaynak varken.  Ayrıca bu ilkeyi tamamlayan önemli bir yetkinlik de öğrenmeyi öğrenmek ve uygulamak olmalı. Elimizin altında envai çeşit bilgi kaynağı varken istediğimiz bilgiye nereden ve nasıl ulaşabileceğimizin, ulaştığımız bilginin doğruluğunu nasıl sınayabileceğimizin ve bu bilgiyi kullanarak hem kendi yaşamımıza hem de başkalarının yaşamına ne şekilde etki edeceğimizin farkında olmak kritik yetkinliklerin başında geliyor.

Ailemizden başlayarak okullarda sürdürülen ve iş yaşamımızda da devam eden o klasik değerleri, statükocu öğretileri ve dogmatik düşünceleri de bir kenara savurmalıyız. Şu ana kadar bize toplumun her katmanından doğrusu buymuş gibi lanse edilen ve sistemin çarkında bir dişli olmak dışında bir amaca fayda sunmayan tüm modeller bizi derin bir anksiyeteye ve depresyona sürükledi. Süper kahramanlar gibi yetiştirilen ve hayatın gerçekleriyle geç tanışmaya başlayan bir nesil olarak hepimiz kaygı batağına saplandık. Sanırım istenen de buydu. Böylelikle bizlere o güzel uyuşturucuları ve sert antidepresanları satmayı başarıyorlardı ne de olsa. Ama artık başkalarının sözlerine göre değil, kendi değer yargılarımıza göre hareket etmeliyiz. Bizden beklenenlere değil, kendi isteklerimize odaklanmalıyız. Öncelikle kendimizi tanıyarak iç huzuru bulmaya çalışmalı ve sonrasında çevremize yaptığımız eylemlerle ve düşüncelerimizle katkıda bulunmalıyız. Kısaca varlığımızı göstermeliyiz.

Hayatımızda inandığımız değerler ve düşünceler doğal olarak elbet değişebilir. Eskiden keyif aldığımız  çoğu şey şu an bir anlam ifade etmiyor olabilir. Bu yüzden belli konular üzerine fanatik ve radikal görüşler benimsemek yerine daha ılımlı olmalı, değişimden korkmayarak onu benimseyebilmeli ve yönetebilmeliyiz.

6 - compass
Photo by AbsolutVision on Unsplash

Belli bir konuda tek bir uzmanlık yakalamaktansa çok yönlü olup disiplinler arası bağlantılar kurabilmek ve bunları sentezleyerek bir harita çizmek, yolumuza devam ederken bizi daha ileriye taşıyacak bir strateji olabilir. Ayrıca karakter olarak esnek olmak, hızlı uyum sağlamak, meraklı ve dayanışma temelli yaklaşım sergilemek bizi daha ideal noktalara taşıyarak kendimize ve çevremize daha fazla katkıda bulunmamıza vesile olabilir.

Herkesin hayata aynı fırsatlarla dünyaya gelmediğinin farkında olmalı ve elimizden geldiğince dünyayı tüm varlıklar için daha eşit, adaletli ve refah bir konuma ulaştırmak için çaba sarf etmeliyiz.

Şüphesiz ki içinde yaşadığımız bu belirsiz ve kaçınılmaz geleceğe; telaşlı, kaygılı ve olumsuz bir tavırla karşılık vererek değil ancak attığımız küçük, düzenli ve emin adımlarla yön verebiliriz. Kimse bu yolda bize doğrudan yardım edemez. Anne karnında varlığımızın ilk vuku bulduğu andan dünyaya geldiğimiz ilk ana kadar nefes aldığımız her saniyede mücadelenin içindeydik. Nefes almayı kesene kadar da mücadelenin içinde olmaya devam edeceğiz. Kendimize inanmaktan ve ilerlemekten başka bir seçeneğimiz yok.

***

Bu yazıyı yakın zamanda mezun olacak veya olmuş değerli kardeşlerim ve arkadaşlarım için yazdım. Dilerim, hepimiz hayatımızda gönlümüze göre bir yol çizebilmeyi başarır ve yaşadığımız süre boyunca dünyamıza ve belki ötesine katkı sağlayarak fark yaratabiliriz.

Yayınlayan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.